Ağır Hasar Ne Demek? Ağır Hasarın 25 Yaşındaki Yorumum
Bundan yıllar önce, bir yerlerde “ağır hasar” denilen bir kavram vardı ve ben de bunun ne olduğunu, nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışırken, birkaç komik anı yaşadım. İzmir’de büyümek, hayatı biraz daha eğlenceli kılabilir ama “ağır hasar” denilen bu olgu, bazen insanın gözünü korkutuyor. Neyse ki, ben 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli espri yapan ama içten içe her şeyi fazla düşünen bir gencim. Hâl böyle olunca, ciddi meseleleri bile mizahi bir bakış açısıyla ele almak gibi tuhaf bir huyum var. “Ağır hasar ne demek?” sorusunun cevabını, hem gündelik hayattan komik anılarla hem de biraz da kendi iç sesimle keşfetmeye çalışalım.
Ağır Hasar: Bir Felsefi Yaklaşım mı, Yoksa Hayatın Gerçekliği mi?
İlk başta “ağır hasar” dediğimizde, bu biraz da abartılı bir şekilde anlam yüklü bir kavram gibi geliyor. İnsan kafasında hemen bir araba kazası, bir bina çökmesi ya da bir çaydanlık patlaması canlanabilir. Ama işin aslı biraz daha farklı.
İzmir’de kahvemi içerken, bir arkadaşımın dediği gibi, “Ağır hasar, hayatın içinde o kadar da farklı bir şey değil aslında.” Aslında, bu kadar ağır hasar durumları yaşadığında, insan ya bir şekilde geçip gitmeye alışıyor ya da her seferinde “bugünlük de kaldık, bir sonraki sefer inşallah daha hafif hasar alırız” diyerek durumun komedisini çıkarıyor. Gerçekten de, bir şekilde insanların “ağır hasar”ı tanımlaması da bu şekilde gelişiyor: Bir şeyin aşırıya gitmesi, normalin dışına çıkması, ama işin sonunda yaşanabilir bir hayat kalması.
Örneğin, geçen gün şöyle bir şey oldu:
– Biri: “Abi, bu saat kaçta kalkman lazım?”
– Ben: “Bilmiyorum, genelde sabah 8’de kalkıp, kahvaltıyı yapmadan bir saat sonra ofise giden biri oluyorum.”
– Biri: “Ha, demek ki sabah 8’de ağır hasar alıyorsun!”
İşte o an, “Ağır hasar ne demek?” sorusu, aslında sadece küçük bir komediyle değil, aynı zamanda bir felsefi duruşla da ilişkilendirilebilir. İnsan, öyle ya da böyle, her an ağır hasar almadan yaşamıyor. Yalnızca bazen fiziksel değil, duygusal ya da ruhsal anlamda da ağır hasarlar alıyoruz.
İzmir Sokaklarında Ağır Hasar Çekmek: Bir Nevi Spor
Eğer İzmir’de yaşıyorsanız, hayatın doğal akışında birçok “ağır hasar” durumu yaşamanız kaçınılmaz. Özellikle sıcak yaz aylarında, havalar 45 dereceye yaklaşırken, bu durum daha da yoğunlaşır. Güneşin altında yürürken, sırtınızdan akan ter ve gözünüzün gördüğü her şeyin sıcaklıkla birleşmesiyle ortaya çıkan komik bir durum var. Bu anlarda, insanın vücudu bir şekilde ‘ağır hasar’ almış olur. Ama işte, bu da hayatta kalabilmenin sırlarından biridir.
Bir gün arkadaşım Onur ile bir kafede oturuyorduk, “Yine mi bu sıcak?” dedi. Ben de cevaben, “İzmir’in sıcaklığı, insanın ruhuna işliyor, her şey bir ‘ağır hasar’ gibi.” dedim. Bu lafı etmeden önce hafif bir düşünme evresi yaşadım. Sonra fark ettim ki, ne kadar da doğru söylemişim. İzmir’in havası o kadar boğucu olabilir ki, yolda yürürken ağrılı bir şekilde bir “ağır hasar” yaşadığınızı düşünebilirsiniz. Ama önemli olan, bu durumların farkına varmak ve mizahi bir şekilde üstesinden gelebilmek.
Bunu Sevmek Gerekiyor:
Ağır hasar demek, bazen bir şeyleri gerçekten kabul etmek ve yaşamak demek. Bir gün, şehri terk etmek istemezsiniz çünkü bir şekilde o ağır hasarı da kabullenmişsinizdir.
Ağır Hasar Almış Olabiliriz Ama Azcık Gülüp Geçebiliriz
Gerçekten de, bazen iç dünyamızda öyle bir hasar alıyoruz ki, bu çoğu zaman başkalarına söyleyemediğimiz bir şey oluyor. Ama ne olur, bir dakika! Bunu mizahî bir yaklaşımla anlatmanın bir yolu yok mu? Evet var! “Ağır hasar” durumlarını bir espriyle geçiştirmek, bu dönemi en sağlıklı şekilde atlatmamıza yardımcı olabilir.
– Biri: “Ah, abi, benden bir hafta boyunca haber alamadınız, biraz ağır hasar aldım.”
– Ben: “Ağır hasar almanızı anlayabiliyorum ama beni ‘tüm dünyaya’ unuttum diyerek geçiştiremezsiniz!”
Bu diyalog, bana göre oldukça komik ama bir yandan da gerçek. İnsanın en kötü anları, bazen en komik hale dönüşebiliyor. İşin sırrı da burada. Ağır hasar almış biri olarak, bunu hem kendi iç sesinde hem de dışarıya vurduğu mizahî ifadeyle kabul etmek gerekiyor. Her şey geçiyor, her şey normalleşiyor, yeter ki doğru bir bakış açısıyla yaklaşalım.
Ağır Hasar: Kendi Kendine Çekilen Resmi
Şimdi, bu yazıyı yazarken bile “Ağır hasar ne demek?” sorusunun cevabını net bir şekilde veremediğimi hissediyorum. Ancak bazen hayat, tam olarak şu şekilde oluyor: Kendi başımıza bir şeyler geldiğinde, o an bir resim çiziyoruz. Resmin anlamı, yaşadığımız o zor anı yansıtıyor. Ancak daha sonra, bu resme bakıp gülüyoruz. İşte ağır hasar durumu da bu. Herkesin yaşadığı bir durum, herkesin bir şekilde atlatmaya çalıştığı bir felsefi hal. Bunu hem ciddi bir şekilde yaşayıp hem de komediye dönüştürmek gerçekten zor. Ama dediğim gibi, bir şekilde üstesinden geliyoruz.
İzmir’in sıcak sokaklarında bir yürüyüş yapın, karşınıza çıkan kedilere bakın ve bir an için “Ağır hasar almış olabilirim ama bu dünyada en çok gülmeme neden olacak şey, şu an buradaki kedinin suratını görmek!” diye düşünün. Bu anı yaşamak bile, o anki ağır hasarınızın değerini artıracak.
Ve evet, sonunda “Ağır hasar ne demek?” sorusuna basit bir cevap vermek gerekirse: Hayatın içinde hepimizin yaşadığı, zaman zaman kendini kötü hissettiren, ama çoğunlukla gülüp geçtiğimiz bir olgu.