İçeriğe geç

Kaç tane köy ?

Kaç tane köy?

Herkese merhaba! Bugün Goda olarak sizlere “Kaç tane köy” hakkında rehber niteliğinde bir yazı sunuyoruz.

Şehirden taşan bir soru

Kayseri’nin sabahları hep sert olur. Soğuk, biraz aceleci ve sanki insanın içine işleyen bir sessizlikle başlar gün. 25 yaşındayım ve bu şehirde büyüdüm. Yani aslında büyümek dediğim şey biraz da burada sıkışıp kalmak gibi bir şey. Her gün aynı dağlara bakarak, aynı sokaklardan geçerek, aynı insanların yüzünü ezberleyerek.

O sabah otobüs durağında beklerken içimden tuhaf bir soru geçti: Kaç tane köy?

Bunu ilk kez düşünmüyordum ama ilk kez bu kadar net duyuyordum içimde. Sanki biri kulağıma eğilmiş de fısıldamış gibi. Telefonumun ekranına bakıyordum ama hiçbir şey görmüyordum. Kayseri’den dışarı çıkmadan bile insanın zihni uzaklara gidebiliyor. Benimki o sabah köylere gitmişti.

Babamın sesi geldi sonra aklıma. Küçükken arabayla bir yerlere giderken sürekli sorardım:

“Baba burası hangi köy?”

O da bazen gülerdi, bazen de ciddi bir sesle:

“Çok köy var oğlum, saymakla bitmez.”

İşte o an, yıllar sonra ilk kez gerçekten merak ettim. Kaç tane köy vardı? Ve neden hiçbiri tam olarak aklımda kalmamıştı?

Yarım kalmış yolculuklar

Bir gün önce annemle konuşmuştum. Her zamanki gibi çay koymuştu, mutfakta eski radyodan hafif bir türkü çalıyordu. Konu bir anda dedemin gençliğine geldi. Dedem, köyden şehre göç eden ilk nesildenmiş.

“Bizim köyden sonra kaç köy daha vardı yolda, kim bilir,” demişti annem.

O an hiçbir şey dememiştim ama içimde bir şey kıpırdamıştı. Sanki bir harita eksikti zihnimde. Sadece şehirler değil, aradaki köyler de silinmişti.

O yüzden o sabah otobüs durağında beklerken içimde garip bir boşluk vardı. Sanki bir yere yetişmem gerekiyordu ama nereye olduğunu bilmiyordum.

“Kaç tane köy?” diye tekrar ettim içimden. Bu soru bir merak değil, bir eksiklik gibi duruyordu artık.

Yolun kenarındaki sessizlik

O gün plansız bir şekilde şehir dışına çıkan minibüse bindim. Nereye gittiğini bile sormadım. Sadece cam kenarına oturdum ve dışarıyı izlemeye başladım.

Kayseri’den çıktıkça hava değişti. Beton azaldı, toprak çoğaldı. Dağların rengi sertleşti. Yol kenarında küçük evler, ardından daha küçük yerleşimler görünmeye başladı.

Bir ara sürücüyle göz göze geldik. Gülümsedi.

“Nereye gidiyorsun?”

“Bilmiyorum,” dedim dürüstçe.

Bu cevap onu şaşırtmadı bile. Sanki böyle insanlar çokmuş gibi başını salladı.

O an tekrar içimden aynı soru geçti: Kaç tane köy?

Çünkü her geçtiğimiz yer, başka bir köye açılıyordu. Ama hiçbirinde uzun süre durmuyorduk. Sanki köyler birbirine bağlanmış ama kimse tam olarak nerede bittiğini bilmiyordu.

İlk köy ve unutulan yüzler

İlk durduğumuz köy küçük bir yerdi. Bir kahvehane, birkaç ev, bir de cami. İndim. Hava biraz rüzgârlıydı. İçimde tuhaf bir huzursuzluk vardı.

Kahvehaneye girdim. İçeride birkaç yaşlı adam vardı. Hepsi beni süzdü. Sonra biri sordu:

“Yabancı mısın?”

Başımı salladım.

“Buralar mı gezilir,” dedi biri gülerek.

Tam o sırada içimden geçirdim: Bu köy kaçıncıydı? Kaç tane daha vardı böyle?

Ama cevap yoktu. Sadece sessizlik vardı.

Çay içtim. Kimseyle uzun uzun konuşmadım. Çünkü anlatmak istediğim şey anlatılacak gibi değildi. Ben köy aramıyordum aslında. Bir şey eksikti içimde ve o eksikliğin adı yoktu.

Dışarı çıktığımda güneş biraz daha yükselmişti. Ve yol tekrar çağırıyordu.

İkinci köy: Aynı ama farklı

İkinci köy bir öncekine çok benziyordu. Hatta bir an yanlış yere geri döndüğümü sandım.

Aynı taş duvarlar, aynı toprak yollar, aynı sessizlik.

Ama insanlar farklıydı. Bir çocuk elinde top ile koşuyordu. Bir kadın kapının önünde oturmuş örgü örüyordu.

Onlara bakarken garip bir duyguya kapıldım. Sanki zaman burada farklı akıyordu. Şehirde her şey hızla geçerken burada her şey ağır ağır yaşanıyordu.

Yine sordum içimden:

Kaç tane köy böyle birbirine benziyor?

Ve daha önemlisi: Kaç tanesini hiç görmeden geçip gidiyoruz?

O an içimde bir sızı hissettim. Çünkü fark ettim ki ben aslında köyleri değil, kaçırdığım hayatları düşünüyordum.

Yolun ortasında bir düşünce

Minibüse tekrar bindim. Yol uzuyordu. Dağlar değişiyordu ama soru aynı kalıyordu.

“Kaç tane köy?”

Artık bu soru bir sayı değildi. Bir ağırlık olmuştu.

Telefonumu açtım, notlara girdim. Yazmak istedim ama yazamadım. Çünkü kelimeler yetmiyordu. Köyleri saymak kolaydı belki ama hissettirdiklerini saymak imkânsızdı.

Bir noktada gözlerimi kapattım. Rüzgâr camdan içeri giriyordu. Motor sesiyle karışan düşüncelerim beni başka bir zamana taşıdı.

Dedemin anlattığı eski hikâyeleri hatırladım. Göç yollarını, yarım kalan tarlaları, geride bırakılan evleri…

O an anladım: köyler sadece yer değil, aynı zamanda bırakılan şeylerdi.

Bir köyde kendimi bulmak

Günün sonunda üçüncü bir köye ulaştım. Bu kez indim ve yürümeye başladım. Hiçbir yere gitmiyordum aslında. Sadece yürüyordum.

Bir çocuk yanıma yaklaştı.

“Abi kaç tane köy var burada?” dedi.

Bir an durdum.

Gülümsedim ama içim buruktu.

“Bilmiyorum,” dedim. “Belki de saymak gerekmiyordur.”

O çocuk koşarak uzaklaştı. Ama sorusu bende kaldı.

İçimdeki hesaplaşma

Akşam olduğunda geri dönüyordum. Minibüs tekrar Kayseri’ye doğru ilerliyordu. Şehir ışıkları uzaktan görünmeye başladığında içimde garip bir boşluk hissettim.

Gün boyunca gördüğüm köyler birbirine karışmıştı. Hangisi önceydi, hangisi sonraydı hatırlamıyordum.

Ama aklımda tek bir şey netti:

Kaç tane köy?

Bu soru artık bir merak değil, bir yüzleşmeydi.

Çünkü fark etmiştim ki ben aslında köyleri değil, kendimi arıyordum. Nereden geldiğimi, nereye ait olduğumu, hangi yollardan geçip eksildiğimi…

Ve belki de hiçbir zaman tam bir cevap olmayacaktı.

Geri dönüş ve değişmeyen soru

İlgili Yazımız: Okuma bilmeyen kitapçı kaç TL ?

Eve vardığımda gece çoktan çökmüştü. Annem uyumuştu. Sessizce odama geçtim. Günlüğümü açtım.

Uzun süre yazmadım. Sadece düşündüm.

Sonra tek bir cümle yazdım:

“Kaç tane köy geçtim bilmiyorum ama içimde hâlâ sayamadığım bir şey var.”

Kalemi bıraktım.

Çünkü bazı sorular cevaplanmak için değil, taşınmak içindir.

Ve benim içimde o soru hâlâ duruyor:

Kaç tane köy?

Goda sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Kaç tane köy” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş