Hoş geldiniz! Goda olarak bu yazımızda “Barış Akarsu solcu mu” hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıyoruz.
İzmir’de Bir Akşam, Bir Soru ve Bitmeyen Beyin Gürültüsü: Barış Akarsu Solcu mu?
İzmir’de akşam saatleri… Kordon’dan esen rüzgâr insanın saçını dağıtırken, bir yandan da zihnini dağıtıyor. Ben de o tip bir akşamdayım. Ne tam evdeyim ne dışarıda. Kahvem var ama soğumuş, telefon elimde ama kimseye yazmıyorum. Çünkü bazen insan sadece düşünmek ister… ya da gereksiz şeyleri aşırı ciddiye almak.
O gün arkadaş grubunda biri çok “masum” bir cümle kurdu:
“Barış Akarsu solcu mu acaba?”
Ve işte o an, beynimde küçük bir İzmir depremi oldu.
Bir Şarkıdan Bir Siyasi Etikete Giden Garip Yolculuk
Barış Akarsu deyince benim kafamda ilk canlanan şey; o güçlü sesi, “Islak Islak”ın insanın içine işleyen tınısı ve biraz da 2000’lerin başı Türk rock nostaljisi oluyor. Ama biz insanlar garip varlıklarız. Bir sanatçıyı dinlemek yetmiyor, illa bir kutuya koyacağız.
Arkadaş ortamında biri soruyor:
— “Sence solcu mu?”
Diğeri hemen atlıyor:
— “Ya sesi asi, kesin solcudur.”
Bir başkası:
— “Yok ya, sadece rockçı.”
Ben ise içimden:
“Abi adam şarkı söylüyordu, anayasa yazmıyordu…”
Ama sesli söylemiyorum tabii. Çünkü İzmir’de bile böyle cümleler riskli.
İzmir Gençliği ve Her Şeyi Fazla Düşünme Sendromu
Ben 25 yaşındayım. İzmir’de yaşıyorum. Bu iki bilgi birleşince ortaya şöyle bir karakter çıkıyor: Her şeyi fazla düşünen, ama dışarıdan bakınca “rahat takılıyor” sanılan biri.
Mesela bu “Barış Akarsu solcu mu?” sorusu beynimde şöyle bir zincir reaksiyon başlatıyor:
“Solcuysa ne olur?”
“Sağcıysa ne olur?”
“Sanatçıların siyasi etiketi olmak zorunda mı?”
“Ben neden bunu bu kadar düşünüyorum?”
“Acaba ben de gizli bir siyasi analiz robotu muyum?”
Sonra bir bakıyorum, arkadaş hâlâ konuşuyor:
— “Bence kesin solcuydu ya, bak tarzı falan…”
Ben:
— “Kanka adam rock söylüyordu sadece…”
İç sesim:
“Sus. Bu tartışma 2 saat sürer.”
Sokak Lambası Altında Felsefe: Barış Akarsu Solcu mu?
Bir gece Kıbrıs Şehitleri’nde yürürken, bir sokak lambasının altında durup düşündüm. Gerçekten düşündüm yani. O kadar boş bir an yakalamışım ki beyin otomatik olarak felsefe moduna geçti.
“Bir insanın sesi güçlü diye siyasi kimliği olur mu?”
“Bir şarkı isyan içeriyor diye yön mü değiştirir?”
“Ben neden bunu sokak lambası altında düşünüyorum?”
O sırada yanımdan geçen iki kişi konuşuyor:
— “Barış Akarsu solcu muydu ya?”
— “Bilmiyorum ama güzel şarkı söylüyordu.”
İçimden bir rahatlama:
“İşte bu. Nihayet normal bir cümle.”
Ama benim beyin bırakır mı? Hayır.
Arkadaş Ortamında Akademik Tartışmaya Dönüşen Saçma Sorular
Bir kafede oturuyoruz. Masada çaylar, sigara kokusu, biraz da boş bakışlar.
Konu yine aynı yere geliyor:
— “Barış Akarsu solcu mu?”
Ben artık dayanamıyorum:
— “Bakın bu soru yanlış formatta.”
Herkes bana bakıyor.
Devam ediyorum:
— “Önce ‘sanatçıların politik kimliği varsayılmalı mı?’ diye sormamız lazım.”
Masadan biri:
— “Abi yine başladı…”
İç sesim:
“Evet, başladım. Ve muhtemelen hiç bitmeyecek.”
Bir Şarkı, Bin Yorum ve Sıfır Netlik
Barış Akarsu dinlerken kimse oturup “acaba bu şarkıcı hangi ideolojideydi” diye düşünmüyor aslında. Ama konu sosyal ortama gelince işler değişiyor.
Bir şarkı:
Birine göre isyan
Başkasına göre romantizm
Bir başkasına göre “boş işler”
Ve sonra biri çıkıp diyor ki:
— “Kesin solcuydu.”
Benim iç ses:
“Kesin ne ya? Spotify algoritması mı bu?”
İç Sesimle Kavgam: Gereksiz Analiz vs. Basit Keyif
Benim içimde iki kişi var gibi:
Biri:
“Derin düşün, analiz et, bağlantı kur.”
Diğeri:
“Kardeşim adam şarkı söylüyordu, geç.”
Bu iki kişi sürekli kavga halinde.
Mesela bu konuyu düşündüğümde:
— İç analitik ben: “Toplumsal mesajlar, dönem ruhu, rock kültürü…”
— Normal ben: “Aga müzik güzel mi? Güzel.”
— İç analitik ben: “Ama siyasi konumlandırma…”
— Normal ben: “Sus.”
Ve genelde kazanan taraf belli değil. Ben sadece yoruluyorum.
İzmir’in Rüzgârı ve Fazla Düşünmenin Romantizmi
İzmir’de rüzgâr ayrı bir şey. İnsan sadece yürürken bile hayatı sorgulayabiliyor. Belki de bu yüzden bu şehirde herkes biraz “fazla düşünen” modunda.
Ben bazen düşünüyorum:
“Başka şehirde olsam bu kadar takar mıydım?”
Sonra cevap:
“Muhtemelen takardım ama daha sessiz takardım.”
Ve yine dönüyorum aynı soruya:
Barış Akarsu solcu mu?
Cevap yok. Ama düşünce çok.
Sosyal Medya: Gerçeğin Değil, Yorumların Savaşı
Bir bakıyorum Twitter (X diyemiyorum hâlâ içim el vermiyor), insanlar her şeyi tartışıyor.
Biri yazmış:
“Barış Akarsu kesin solcuydu.”
Altına yorum:
“Hayır ya, öyle bir şey yok.”
Başka biri:
“Zaten sanatçıların politik etiketlenmesi saçma.”
Ve ben:
“İşte nihayet mantıklı bir cümle.”
Ama sonra tekrar biri:
“Şarkı sözleri zaten…”
Ve döngü başa sarıyor.
Gerçekten Önemli Olan Şey Ne?
Bir noktada durup şunu fark ediyorum:
Belki de mesele hiç “Barış Akarsu solcu mu?” değil.
Belki mesele:
Onun şarkılarını neden sevdiğimiz
Sesinin bizde ne hissettirdiği
Bir dönemin enerjisi
Ama insan beyni bazen en basit şeyi bile karmaşıklaştırmayı seviyor.
Ben de seviyorum galiba. Biraz utandırıcı ama gerçek.
Kendimle Son Konuşma: Fazla Düşünmeyi Bırakma Çabası
Gece eve dönüyorum. İzmir sokakları biraz boşalmış. Kulaklıkta eski bir rock şarkısı çalıyor.
Kendime söylüyorum:
— “Bak, bu kadar düşünme.”
— “Ama önemli bir konu olabilir…”
— “Hayır değil.”
— “Ama insanlar konuşuyor…”
— “İnsanlar her şeyi konuşur.”
Ve sonunda içimde küçük bir sessizlik oluyor.
O sessizlikte tek net şey var:
Müzik bazen sadece müziktir.
Son Bir Bakış: Soru Kalmaya Devam Ediyor
Barış Akarsu hakkında konuşmalar devam edecek. Belki kahvelerde, belki sokaklarda, belki sosyal medyada.
Ama ben artık şunu biliyorum:
Bazı soruların cevabı yoktur.
Bazıları ise zaten cevaplanmak için değil, konuşulmak içindir.
Ve belki de en doğru yaklaşım şudur:
Bir şarkıyı dinle, hisset ve fazla kurcalama.
Ama tabii bunu söylerken bile beynimin bir köşesi hâlâ fısıldıyor:
“Acaba gerçekten solcu muydu?”
İlginizi Çekebilecek İçerik: Barolar ne işe yarar ?