İçeriğe geç

Bilsat ve RASAT hala aktif mi ?

Bilsat ve RASAT Hala Aktif mi? — Bir Sosyolojik Bakış

Sabah gökyüzüne baktığınızda farkında olmadan binlerce uyduyu aklınızdan geçirirsiniz: iletişim, televizyon, internet, hatta bilimsel keşifler… Bu uydu denizinde Türkiye’nin uzay yolculuğuna katkı yapan BİLSAT ve RASAT uyduları da bir zamanlar yer alıyordu. Ama onları sadece teknik başarılar olarak görmek toplumsal adalet, eşitsizlik ve bilimsel katılım gibi büyük insanî meseleleri görmemizi engeller. Bu yazıda, Bilsat ve RASAT’ın hâlâ aktif olup olmadığını anlamayı toplumsal bir çerçevede tartışırken, aynı zamanda bu tür teknolojilerin bireyler, normlar ve kültürel pratiklerle ilişkisine dair bir sosyolojik yorum sunacağım.

1. Temel Kavramlar: BİLSAT ve RASAT Nedir?

BİLSAT, Türkiye’nin ilk elektro-optik yer gözlem ve uzaktan algılama uydusudur; 27 Eylül 2003’te uzaya fırlatılmış ve görevi Ağustos 2006’da sona ermiştir. 5 yıllık ömrü boyunca yörüngede veri toplamış, ancak pil hücrelerinin bozulması ile operasyonları durmuştur. ([Vikipedi][1])

RASAT ise BİLSAT’ın ardından tasarlanan ikinci mikro yer gözlem uydusudur. 17 Ağustos 2011’de fırlatılan RASAT, tasarım ömrü 3 yıl olmasına rağmen yaklaşık 11 yıl boyunca hizmet vermiştir. 2022 yılında görevini tamamlayarak emekliye ayrıldığı belirtilmektedir. ([Vikipedi][2])

Bu temel bilgiler doğrultusunda bugün sormamız gereken ilk net soru şudur: BİLSAT ve RASAT hâlâ aktif mi? Cevap, BİLSAT için “hayır”, RASAT için ise “artık aktif değil” şeklindedir. Her ikisinin de tasarım ömrü dolmuş ve uzay ortamında artık operasyon yürütmemektedir. ([Vikipedi][1])

Ancak bu teknik cevap, toplumsal anlamda sorunun yalnızca yarısını açıklar.

2. Uzay Teknolojileri ve Toplumsal Normlar

Bir uydu tasarımının sadece teknik başarı olmadığını, aynı zamanda toplumun bilimsel normlarını, eğitim seviyesini ve devlet-vatandaş ilişkisini yansıttığını düşünün. Bir ülke bir uydu geliştirdiğinde, o ürün yalnızca teknik değil, aynı zamanda kültürel ve sosyolojik bir simgedir.

2.1 Uzay Çalışmaları ve Toplumsal Adalet

Uzay teknolojileri genellikle yüksek maliyetli ve stratejik yatırımlar gerektirir. Bir uydu projesine kaynak ayrılması, kamu kaynaklarının nasıl dağıldığı ile ilgili temel bir toplumsal adalet meselesidir. Bir toplum, uzay programına ne kadar yatırım yapmalı? Bu kaynaklar sağlık, eğitim ya da sosyal hizmetler gibi diğer alanlarda mı yoksa uzay bilimlerinde mi kullanılmalı? BİLSAT ve RASAT gibi projeler, bu tartışmanın militan örnekleridir.

Bu uydu projeleri, aynı zamanda toplumsal eşitsizlik sorununu da görünür kılar. Zira uzay teknolojileri genellikle elit bilim insanları, mühendisler ve devlet kurumları tarafından yürütülür. Bu teknolojilerden elde edilen bilgilerin topluma nasıl dağıtıldığı ise ayrı bir sorundur. Örneğin afet izleme ya da çevresel gözetim gibi veriler toplumsal fayda üretirken, bu verilerle kimlerin ne şekilde faydalandığı da bir eşitlik meselesidir.

2.2 Normlar, Bilim Eğitimi ve Kamu Algısı

Bir toplumda uzaya yönelik çalışmaların ne kadar norm hâline geldiği, o toplumun bilimsel okuryazarlığıyla doğrudan ilişkilidir. Türkiye’nin ilk yer gözlem uydusu projesi BİLSAT ile başlayan yolculuk, sonraki bilimsel girişimlere alan açmıştır. Bu süreç, bilimsel kariyerlerin, mühendislik eğitimlerinin ve hatta okul müfredatlarının uzay bilimlerine daha fazla yer vermesi gibi toplumsal dönüşümlere katkı sağlar.

Ancak tüm bu ilerlemeye rağmen, toplumun her kesiminin bu tür gelişmelerden haberdar olması ve bu verilerle kendi yaşam alanlarında ek fayda yaratabilmesi hala tartışmalı bir konudur. Böylece BİLSAT ve RASAT’ın durumu, sadece teknik değil, aynı zamanda normatif bir meseledir.

3. Cinsiyet Rolleri ve Bilimsel Katılım

Uzay teknolojileri alanında cinsiyet rolleri bugüne kadar geniş şekilde tartışılmıştır. Kadınların bilim ve mühendislik alanında temsil oranları, hâlâ pek çok ülkede erkek meslektaşlarının gerisindedir. Bu bağlamda BİLSAT ve RASAT gibi projelerde kadın mühendislerin, bilim insanlarının ya da öğrencilerin katılımı, bilimdeki eşit temsil için kritik bir göstergedir.

3.1 Saha Örnekleri ve Akademik Veriler

Örneğin, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) verileri, dünya genelinde STEM alanında kadın temsilinin %30’ların altında olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda Türkiye’de uzay mühendisliği veya uydu projelerine katılan kadınların oranı da benzer şekilde değerlendirilmelidir. Böyle bir değerlendirme, sadece teknik projelerin değil aynı zamanda toplumsal yapının da ne kadar kapsayıcı olduğunu sorgulamamıza sebep olur.

4. Kültürel Pratikler ve Bilgiye Erişim

Bir uydu projesinin verilerine erişim ve bu verilerin nasıl kullanıldığı da toplumsal pratiklerin bir parçasıdır. Uydu verileri, haritacılık, afet analizi, tarım ve çevre gibi pek çok alanda kullanılabilir. Ancak bu bilginin toplumun geniş kesimlerine ne kadar açık olduğu, bilgi eşitsizliklerini azaltma potansiyeli kadar artırma potansiyelini de barındırır.

4.1 Örnek Olay: Afet Yönetimi ve Toplumsal Fayda

Türkiye, deprem riski yüksek bir ülke olduğundan, uydu görüntülerinin kullanılması afet yönetimi ve kentsel planlama açısından çok önemlidir. RASAT’ın çektiği görüntüler, şehir planlamacıları ve kriz yönetim ekipleri için veriler sağlamıştır. Fakat bu tür verilerin yerel topluluklar tarafından nasıl kullanılabildiği, sosyal medya üzerinde mi yoksa resmi kanallarda mı paylaşılabildiği gibi pratik meseleler sosyolojik bakışa ihtiyaç duyar.

5. Güncel Akademik Tartışmalar ve Sosyolojik Bakış

Akademik literatürde uzay politikalarının toplumsal etkileri üzerine pek çok çalışma vardır. Bu çalışmalar genellikle şu soruları irdeler: Uzay çalışmalarına kamu kaynakları ne kadar ayrılmalı? Teknolojik gelişme ile toplumsal yarar arasında nasıl bir denge kurulabilir? Uzay verileri toplumun tüm kesimleri tarafından nasıl daha adil bir şekilde kullanılabilir?

Bu sorular, bilimsel projeleri yalnızca teknik başarı hikâyeleri olarak görmenin ötesine geçer ve onları toplumsal yapının bir parçası olarak konumlandırır.

6. Sonuç: Uzayda Aktif Olmamak da Bir Hikâyedir

Sonuç olarak, BİLSAT artık aktif değildir ve RASAT da görevini tamamlamıştır; her ikisinin de teknik olarak aktif görevde olmadığını söylemek doğruydu. ([Vikipedi][1]) Bununla birlikte bu “pasiflik” bile kendi içinde anlamlıdır: bir toplumun bilimsel gelişim döngüsünün, üretim kapasitesinin ve kaynakların nasıl dağıldığının bir göstergesidir.

Bugün yeni uydular (ör. İMECE) aktif görevdeyken, BİLSAT ve RASAT’ın tarihe karışması, bilimsel mirasın nasıl sürdürüldüğünü ve toplum tarafından nasıl anıldığını sorgulamaya davet eder. Sizce bu uyduların görevi bittiğinde toplumun bilimsel farkındalığı da sona erdi mi? Bu teknolojilerden elde edilen veriler toplumsal fayda için yeterince paylaşılıyor mu? Kendi yaşamınızda bu tür bilimsel projelerin etkisini nasıl hissediyorsunuz?

Düşüncelerinizi paylaşın; çünkü uzaydan dönen her sinyal, sadece teknik bir bilgi değil, toplumsal bir hikâyedir.

[1]: “BİLSAT – Vikipedi”

[2]: “RASAT – Vikipedi”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş