Güneşin Ne Kadar Ömrü Kaldı? İnsan Psikolojisinin Işığında Kozmik Bir Yolculuk Bir psikolog olarak gözlemlediğim en temel insani dürtülerden biri, “son” kavramına olan meraktır. Ölüm, bitiş, kayboluş… Bu kavramlar yalnızca bireyin yaşamına değil, evrenin kendisine de yöneltilen sorularda yankı bulur. Güneşin ne kadar ömrü kaldı? sorusu, yalnızca bir astronomik merak değil; insanın varoluşuna, korkularına ve anlam arayışına dair derin bir psikolojik yansımadır. — Bilişsel Psikoloji: Zamanın Akışı ve İnsan Zihni Bilişsel psikolojiye göre insan zihni, soyut kavramları somutlaştırma eğilimindedir. Güneş gibi devasa bir gök cisminin bile bir “ömrü” olduğunu öğrenmek, zamanın sınırlılığını daha görünür kılar. Bu farkındalık, beynin tehdit algısıyla…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Kapari Bitkisinin Yan Etkileri: Doğal Olan Her Zaman Zararsız mı? Doğal ürünler söz konusu olduğunda çoğumuzun aklına ilk gelen düşünce “zararsız” olduklarıdır. Sonuçta doğadan gelen bir şey nasıl zarar verebilir ki? Ancak bilim bize defalarca gösterdi ki, en doğal olan bile yanlış kullanıldığında ciddi yan etkiler doğurabilir. İşte tam da bu noktada kapari bitkisi (Capparis spinosa) üzerine biraz daha yakından eğilmenin zamanı geldi. Yüzyıllardır sağlık amacıyla tüketilen bu bitki, doğru kullanıldığında faydalı olabilir; fakat potansiyel yan etkilerini göz ardı etmek, özellikle hassas bünyeler için riskli sonuçlar doğurabilir. Doğal İlaç mı, Kontrollü Kullanılması Gereken Bir Madde mi? Kapari bitkisi, içeriğindeki flavonoidler,…
Yorum BırakBanka Kamera Kayıtlarını Verir mi? Gözetimin Kültürel Anatomisi Üzerine Antropolojik Bir İnceleme Bir antropoloğun merakıyla: Gözetimin modern tapınakları Bir antropolog olarak dünyanın farklı toplumlarını incelerken her zaman şu soruyla karşılaşırım: İnsanlar kendilerini kimlerin izlediğini ne kadar önemser? Amazon ormanlarındaki bir köyde gözetim, doğa ruhlarının sessiz tanıklığıyla yaşanırken; modern kentlerde gözetim, dijital kameraların soğuk merceklerinde vücut bulur. Bugün “Banka kamera kayıtlarını verir mi?” sorusu yalnızca hukuki bir mesele değildir. Bu soru, modern toplumların güvenlik, mahremiyet ve iktidar ilişkilerine dair derin kültürel anlamlar taşır. Güvenliğin ritüelleşmesi: Bankalar ve modern tapınaklar Antropolojik açıdan banka, yalnızca ekonomik bir kurum değil; modern toplumun güvenlik ritüellerinin…
Yorum BırakKanun-i Esasi 5 Madde Nedir? (Tanzimat’tan Gelen Esprili Bir Zihin Açma Egzersizi) “Anayasayı kim okuyor ki?” diyenlere selam olsun! Bugün Kanun-i Esasi’yi (1876 Osmanlı Anayasası) beş maddede, hem gülümseten hem bilgilendiren bir turla konuşuyoruz. Erkeklerin çözüm odaklı ve stratejik; kadınların empatik ve ilişki kuran yaklaşımını aynı karışıma atıp karıştırıyoruz: Sonuç, tarihle barışık, mizahla pekişmiş, toplumsal bağ kuran bir anlatı. Hadi başlayalım. 1876’da ilan edildi, 1909’da büyük revizyon gördü; “meşrutiyet” dendi, meclis açıldı, padişah yetkileri evrim geçirdi. Şimdi bunu beş net başlıkta konuşacağız. 1) “Meşrutiyet Perdesi Açılıyor”: Çift Kanatlı Meclis Kanun-i Esasi’nin kalbi, meclis fikriydi: Meclis-i Mebusan (halkın seçtiği) ve Meclis-i…
Yorum BırakÇakıntı Kelimesinin Sözlük Anlamı Nedir? Psikolojik Bir Mercekten İçsel Dengeye Bakış Bir Psikoloğun Gözünden: İnsan Zihninin Kırılma Noktaları İnsan davranışlarını anlamak, bazen bir kelimenin derinliğinde gizlidir. Her sözcük, bir duygunun ya da bilişsel sürecin izini taşır. “Çakıntı” kelimesi de bunlardan biridir. Günlük dilde nadir kullanılan, ama taşıdığı anlam itibarıyla insan psikolojisinin sarsılma anlarını çağrıştıran bir kelimedir. Bir psikolog olarak bu sözcüğe baktığımda, onun yalnızca fiziksel bir çarpışmayı değil, aynı zamanda zihinsel bir çatışma ve sarsılma halini temsil ettiğini görürüm. Sözlükte “çarpma, sarsılma veya ani bir darbenin etkisiyle meydana gelen küçük bir hasar” olarak tanımlanan bu kelime, aslında insanın ruhsal dengesinde…
Yorum BırakKan Ayaklı Ne Demektir? Erkeklerin Stratejisi, Kadınların Empatisi Arasında Bir Yürüyüş Hayat bazen öyle tuhaf bir kelimeyle karşımıza çıkar ki, anlamını bilmediğimiz hâlde onu duyunca içten içe bir şeyler hissederiz. “Kan ayaklı” da tam olarak böyle bir tabir. Hani duyan bir an durur, sonra gülümser, ardından “Ee peki bu ne şimdi?” diye düşünür ya, işte o kelimelerden biri. Bugün gelin birlikte hem gülelim, hem düşünelim, hem de bu ilginç deyimin peşine düşelim! — Kan Ayaklı: Yürüyen Enerji Bombası mı, Dur Durak Bilmeyen İnsan mı? “Kan ayaklı” tabiri aslında tam anlamıyla yerinde duramayan, sürekli bir şeyler peşinde koşan, hareketli ve enerjik…
Yorum BırakKamu Cezası Ne Demek? Geleceğin Adalet Anlayışına Dair Bir Bakış Bazen geleceğin adaletini düşünürken kendimi uzun bir sessizliğin ortasında buluyorum. “Kamu cezası” kavramı kulağa hem soğuk hem de umut dolu geliyor. Soğuk, çünkü içinde yaptırım barındırıyor; umut dolu, çünkü toplumsal dönüşümün bir aracı olma potansiyeli taşıyor. Bu yazıda, geleceğin kamu cezalarının nasıl bir şekil alabileceğini birlikte sorgulayalım. Belki de adaletin dili değişiyor, belki de ceza, artık cezalandırmaktan çok dönüştürmeye evriliyor… Kamu Cezası: Bugünden Yarına Bir Kavram Kamu cezası, en yalın haliyle, bireyin topluma karşı işlediği suçun bedelini yine toplum yararına ödemesidir. Bu, genellikle para cezası, kamu hizmeti ya da topluma…
Yorum BırakPirinç Patlağı Sağlıklı mı? Siyaset Bilimi Perspektifinden Güç, İdeoloji ve Tüketim Bir siyaset bilimci olarak, meseleleri yalnızca yüzeydeki görünümleriyle değil, onları şekillendiren güç ilişkileriyle okumaya çalışırım. Pirinç patlağı gibi basit görünen bir gıda bile, modern toplumların iktidar yapıları, ideolojik yönlendirmeleri ve vatandaşlık anlayışlarıyla yakından ilişkilidir. “Pirinç patlağı sağlıklı mı?” sorusu, ilk bakışta beslenme alışkanlıklarına dair masum bir merak gibi görünse de, aslında devletin, piyasanın ve bireyin kesiştiği politik bir sorudur. Bu yazıda, pirinç patlağını bir besin maddesi olarak değil, bir ideolojik sembol olarak ele alacağız. Çünkü modern siyaset, yalnızca yasalar ve seçimlerle değil; beden, sağlık ve tüketim üzerinden de işler.…
Yorum BırakToplumsal Yapının Şarkılardaki Yankısı: “Ay Yüzlüm” Üzerine Sosyolojik Bir Okuma Bir Araştırmacının Duygusal Girişi Bazen bir şarkı, sadece bir melodi ya da söz değildir; toplumun ruhunu, cinsiyet rollerini, kültürel kodlarını ve bireysel yalnızlıkları sessizce yansıtan bir aynadır. “Ay Yüzlüm”, Murat Göğebakan’ın sesiyle hayat bulan, ancak sözleri ünlü şair ve söz yazarı Turgay Suat Tarcan’a ait olan bir eserdir. Bu şarkı, sadece bir aşk hikayesini değil; toplumsal yapının bireyler üzerindeki duygusal, cinsiyet temelli ve kültürel etkilerini de taşır. Bir sosyolog olarak bu tür eserlerde beni en çok etkileyen şey, insanların duygusal deneyimlerini nasıl kolektif bir dile dönüştürdükleridir. Toplumsal Normlar ve Aşkın…
Yorum BırakKoç Ayı Ne Demek? İnsanın Yeniden Başlama Psikolojisi Üzerine Bir psikoloğun meraklı gözünden bakıldığında, “koç ayı” yalnızca bir takvim tanımı değil, insan zihninin yeniden doğma, harekete geçme ve dönüşüm arzusu üzerine kurulmuş güçlü bir metafordur. Halk arasında Mart ayı için kullanılan bu ifade, doğanın uyanışıyla birlikte bireyin içsel dünyasında da başlayan psikolojik yenilenmeyi temsil eder. Kışın durgunluğundan çıkan zihin, tıpkı doğa gibi canlanır, enerjisini yeniden örgütler. Koç ayı, astrolojik olarak da “Koç burcu” dönemine denk gelir; cesaret, atılım ve kendini ortaya koyma temalarıyla ilişkilendirilir. Ancak psikolojik açıdan bakıldığında bu dönem, insanın hem bilişsel hem duygusal hem de sosyal yönleriyle yeniden…
Yorum Bırak