Kalyon: Toplumsal Yapının Suda Yüzen Metaforu Toplumların derinliklerine daldıkça, kelimelerin bile sosyal bir hafıza taşıdığını fark ederiz. Kalyon kelimesi de bunlardan biridir. Tarihte bir deniz aracını anlatırken, sosyolojik olarak insanın yaşamda yön bulma çabasına dokunur. Kalyon ne demek TDK? sorusu basit bir tanım gibi görünse de, altında insanın düzen arayışı, toplumsal rollerin dengesi ve kültürel anlamın sürekliliği gizlidir. Kalyon Ne Demek TDK? Türk Dil Kurumu’na göre “kalyon” kelimesi, “eski dönemlerde kullanılan, genellikle üç direkli büyük savaş gemisi” anlamına gelir. Ancak bu tanım, kelimenin yüzeyindeki anlamı verir; derinlerde ise kalyon, bir toplumun güç, yön ve düzen arayışının sembolüdür. Kalyon, bir medeniyetin…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Gülmek Kalbi Yorar mı? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir İnceleme Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Üzerine Bir Siyaset Bilimcinin Girişi Siyaset bilimi, toplumsal yapıların, güç ilişkilerinin ve ideolojilerin insanlar üzerindeki etkisini anlamaya çalışan bir disiplindir. Toplumların işleyişi, bireylerin düşünme biçimlerinden, davranışlarına kadar her şeyi şekillendirir. Ancak, tüm bu yapılar içerisinde bazen en basit eylemler dahi derinlemesine analiz edilmelidir. Örneğin, gülmek… Birçok insan için sıradan bir eylem olsa da, siyasal açıdan ele alındığında, gülmenin kalp üzerinde bir etkisi olup olmadığı, toplumsal iktidar ilişkileri ve bireylerin içinde bulunduğu durumla doğrudan ilgilidir. Peki, gülmek sadece bir fizyolojik tepki midir, yoksa toplumsal düzenin bir parçası…
Yorum BırakBir Taşın Kültürel Hafızası: Göztaşı Nasıl Kullanılır? Bir antropolog olarak, dünyanın dört bir yanında insanların doğayla kurduğu ilişkiler beni her zaman büyülemiştir. Her kültür, taşlara, bitkilere ya da metallere farklı anlamlar yüklemiştir. Bu anlamlar, yalnızca fiziksel kullanımı değil; aynı zamanda inançları, kimlikleri ve toplumsal bağları da şekillendirir. Göztaşı da bu maddelerden biridir — kimyasal bir bileşik olmanın ötesinde, kültürel bir semboldür. Onunla su arıtılır, toprak bereketlendirilir, kötü enerjiler uzaklaştırılır. Ancak asıl soru şudur: Göztaşı nasıl kullanılır? sorusuna verilen yanıt, kültürden kültüre değiştiğinde bize ne anlatır? Göztaşının Kökeni: Doğadan Kutsallığa Göztaşı yani bakır sülfat, tarih boyunca hem doğanın hem de insanın…
Yorum BırakGeleceğin Rotasında: Gemide 10 Numaralı Kısım Neresi Olacak? Birlikte Düşünelim: Geleceğe Açılan Kapı Hiç düşündünüz mü, bir gemide “10 numaralı kısım” sadece metalden yapılmış bir alan mı, yoksa insanlığın geleceğe dair en derin hayallerinin şekillendiği bir vizyon noktası mı? Belki de bu yazıyı bir cevap bulmak için değil, birlikte yeni sorular üretmek için okuyacaksınız. Çünkü denizlerin ötesinde bir gelecek tasavvuru yapmak, her şeyden önce hayal gücümüzü çalıştırmakla başlar. İşte tam bu noktada “Gemide 10 numaralı kısım” dediğimiz yer, yalnızca bir bölüm değil, geleceğe açılan bir pencere, yeni fikirlerin filizlendiği bir laboratuvar olabilir. Bu alanı nasıl hayal ettiğimiz, aslında insanlık olarak…
Yorum BırakBir Eğitimcinin Merceğinden: Göz Duşunun İçinde Ne Var? Öğrenmenin dönüştürücü gücüne inanan bir eğitimci olarak, her yeni kavramın aslında bir “göz duşu” gibi zihnimizi arındırdığını düşünüyorum. Tıpkı kimyasal bir maddeye maruz kaldığında gözü temizleyen bir sıvı gibi, öğrenme de zihinsel kalıpları yıkayıp yeni bir bakış açısı kazandırır. Peki, göz duşunun içinde ne var? Bu soruyu yalnızca kimyasal bir çözeltinin bileşenleri açısından değil; öğrenmenin içeriği, yöntemi ve etkisi açısından da sorabiliriz. Pedagojik Bir Mercek: Bilgi Nasıl Temizler? Bir göz duşunun içinde, genellikle steril izotonik salin çözeltisi vardır — yani göz dokusuna zarar vermeden kirleri ve tahriş edici maddeleri uzaklaştıran bir denge…
Yorum BırakAyfer Tunç’un “Kuru Kız” Romanı: Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Adalet Üzerine Derin Bir Yolculuk Samimi Bir Başlangıç: Hikâyelerin Bizi Birleştirdiği Yer Bazen bir roman, sadece bir karakterin hikâyesi olmaktan çıkar; toplumun aynası, sessizlerin sesi, görünmeyenlerin görünür hâli olur. Ayfer Tunç’un Kuru Kız’ı da tam olarak böyle bir eser. Bu roman, yalnızca bir kadının hayatını değil; toplumun kadına bakışını, farklılıklarla kurduğu ilişkileri ve adalet anlayışını derinlemesine sorgulatan bir yolculuğa dönüştürüyor. Eğer bir edebiyat eseri bizi düşündürüyorsa, sarsıyorsa ve iç dünyamızda küçük kıvılcımlar yakıyorsa, o artık sadece bir kurgu değil; toplumsal dönüşümün de bir parçasıdır. “Kuru Kız”ın Temel Meselesi: Görülmeyen Kadınların Hikâyesi…
Yorum BırakGörevsizlik Kararının Kesinleşmesi Gerekir mi? Öğrenmenin ve Anlamanın Pedagojik Katmanları Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Üzerine Bir Başlangıç Bir eğitimci olarak her zaman şuna inanırım: Öğrenme yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda dünyayı ve kendimizi yeniden anlamlandırmaktır. Tıpkı bir öğrencinin bir konuyu içselleştirmeden öğrenmiş sayılmaması gibi, hukuki ve toplumsal süreçlerde de bazı kararlar, “kesinleşmeden” tamamlanmış sayılmaz. Bu açıdan bakıldığında, görevsizlik kararının kesinleşmesi gerekir mi? sorusu yalnızca bir hukuk tartışması değil; öğrenmenin, olgunlaşmanın ve kararların içselleştirilme sürecine dair de derin bir pedagojik sorudur. Pedagojik Perspektiften Hukuki Süreçler Bir görevsizlik kararı, bir mahkemenin “bu dava benim alanıma girmiyor” demesidir. Ancak tıpkı bir öğrencinin konuyu…
Yorum BırakBacaklarımızda hissedilen o minik iğnelenmeler, o “karınca geziyor” hissi… Belki de çoğumuz bunu bir kez bile olsa deneyimlemişizdir. Ama mesele sadece biyolojik bir refleks değil; bedenin verdiği bu sessiz sinyaller, çoğu zaman toplumsal rollerin, cinsiyet beklentilerinin ve eşitsiz yaşam koşullarının görünmeyen izdüşümleridir. Bu yazıda yalnızca “bacaklarda karıncalanma neden olur?” sorusunu değil, bu sorunun arkasındaki toplumsal dinamikleri de birlikte düşünmeye davet ediyorum. Bacaklarda karıncalanma hissi: Bedenin dili mi, yaşamın yankısı mı? Bacaklarda karıncalanma, tıpta “parestezi” olarak adlandırılan bir durumdur. Genellikle sinirlerin geçici baskı altında kalması, dolaşım bozukluğu, vitamin eksiklikleri, metabolik problemler veya nörolojik rahatsızlıklar gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Ancak bu biyolojik açıklamalar,…
Yorum BırakAşağıda, felsefi bir üslupla ve üç temel felsefi eksenden (etik, epistemoloji, ontoloji) dengeli bir bakış geliştirmeye çalışarak “Ben kalbimin orta yerine seni yazdım” ifadesinin ait olduğu şarkıyı irdeleyen bir deneme bulacaksınız. Yazı SEO uyumlu ve akıcı tutulmuştur. Giriş: Filozofun Merakı Bir filozof, dilin sınırlarında kaybolmaktan korkmaz; aksine, sözün ardındaki varoluşları, sorumlulukları, anlam imkânlarını sorgular. “Ben kalbimin orta yerine seni yazdım” dizesiyle karşılaştığında filozof önce sorar: Bu ifade neyi anlatıyor — ve biraz daha derinden, “bu kimindir, nereden çıkarıldı, hangi bağlamda yankılandı?” gibi varlık sorularına yönelir. Etik olarak bu ifadenin taşıdığı yük, epistemolojik olarak bilen ve bilinmeyen arasındaki mesafe; ontolojik olarak…
Yorum BırakAskeri Üniforma Anlamı Nedir? Kimlik, Disiplin ve Geleceğe Açılan Bir Sembol Bir üniformaya baktığımızda sadece kumaşı, rengi ya da kesimi görmeyiz; gözümüz, yılların birikimine, disipline ve kolektif hafızaya takılır. Benim için “askeri üniforma” sorusu, tek bir cevaptan çok, birlikte düşünmeyi çağıran bir davet: Neyi temsil ediyor, bugün bize ne söylüyor ve yarın nasıl bir dünyaya göz kırpıyor? Gel, bunu dost meclisinde konuşur gibi, samimi ama derin bir yerden açalım. Kısa Cevap: Üniforma, Aidiyettir—Ama Sadece Bu Değil Askeri üniforma, en basit halinde, bir kuruma ve misyona aidiyeti görünür kılan bir işarettir. Disiplinin, düzenin ve ortak amaç doğrultusunda hareket etmenin sembolüdür. Fakat…
Yorum Bırak